Kayıtlar

Black Swan ve Dorian Gray'in Portresi

Resim
Her ne kadar Black Swan ve Dorian Grey'in Portresi ana tema olarak birbirlerinden farklı konuları işliyor olsalar da hikayeler birbirleriyle paralellikler içeriyor. İlk bakışta bu paralellik, ana karakterlerin karanlık yanlarını öldürdükleri an aslında kendilerini öldürmüş olmaları gibi gözüküyor olsa da bana göre durum bundan biraz daha fazlası gibi. Gelin bu paralellikleri hep beraber ele alalım.

Bu arada unutmadan söyleyeyim: Bu yazıda hem Black Swan hem de Dorian Gray'in Portresi hakkında hem spoiler hem de filmi izlemeyip kitabı okumayanların anlayamayacağı kısımlar bulunmakta.


Öncelikle ana karakterleri ele alalım. İlk olarak Black Swan'ın ana karakteri Nina Sayers ile başlamak istiyorum. Kısaca özet geçmek gerekirse Nina, Kuğu Gölü Balesi'nde Beyaz Kuğu'yu canlandıracakken yönetmenin karar değişikliği sonucu Beyaz Kuğu'ya ek olarak Siyah Kuğu'yu da canlandırmak zorunda kalıyor. Nina'nın küçüklüğünden gelen mükemmellik takıntısı ise Siyah Kuğu…

stonewall50

Resim
Geride bırakacağımız onur ayı ile birlikte tam 50. yıl dönümünü yaşamış olacağımız Stonewall olaylarının şerefine bu yazımda olaylara küçük bir tazeleme yapacağız.


Öncelikle nedir bu Stonewall olayları? 28 Haziran 1969'da ABD'nin New York kentinde Stonewall Inn adındaki bir gay barın polis tarafından basılması ve müşterilere uygulanan şiddet sonrası başlayan tarihteki ilk büyük çaplı LGBT ayaklanmasıdır. Ayaklanmalar sonrası her yıl haziran ayı 'Onur Ayı' adıyla kutlanılmıştır ve bu olayın yıl dönümünde de önemli onur yürüyüşleri yapılmaktadır.


Tabi ki böyle anlatınca her şey olduğundan daha basit görünüyor olabilir fakat yaşananlar hakkında daha doğru bir fikre sahip olmak için olayların gerçekleştiği zamanın koşullarını daha iyi incelemeliyiz.

ABD, her ne kadar şu an eşcinsel evliliklerin yasal olduğu bir ülke olsa da o dönemler cinsel yönelim farklılığına bakış açısı bizim ülkemizdekinden farklı değildi. 49 eyalette eşcinsellik yasadışıydı ve Amerikan Psikiyatri Bir…

DÜNYA YALAN SÖYLÜYOR

Resim
Yardım et ruhum, yardım et bana...
Bir derdim var, artık tutamam içimde.
Dünya yalan söylüyor.

Aşk yalan, korku yalan, sadakat yalan...
Karşılıksız sevgi diye bir şey yok. Bazen sevdiğiniz insanlar size aynı değeri vermeyebiliyor. Bazense sizi çok sevdiğini bildiğiniz insanlara aynı değeri her ne kadar içiniz acısa da veremeyebiliyorsunuz. Yapacak bir şey yok. Umutsuzca peşlerinden koşmaya devam.

Arkadaşlık diye bir şey yok. Dünyanın belki de en büyük yalanı. İstediğin kadar bu sahte illüzyonuna bakabilirsin. Zaten hayatın elektrik sandalyesine oturmak istemiyorsan buna alışman lazım. Kalbini açtığın insanlara dikkat et. Gerçekten hak ettiğine dair içinde bir şüphe varsa yapmasan da olur. Unutma ki dünya yalan söylüyor. Hayatta daima tek başına olacaksın. O yüzden kendi yağında kavrulmayı öğren. İlk zamanlarda başından aşağı kaynar  sular dökülüyormuş gibi hissedeceksin ama işte o an gerçekten nefes almaya başladığın an olacak. Bu sefer günün sonunda düşen sen olmayacaksın.

Melek yüz…

AĞAÇ DİKEN ADAM - Kitap İncelemesi

Resim
Hani bazı kitaplar vardır, hayatınızın hangi anında okursanız okuyun size öncekinden farklı bir anlam ifade edecek bölümler barındırırlar. Ağaç diken adam da tam böyle bir hikayeydi.
Kitap, çok kısa bir metinle çok derin mesajlar veriyor. Bu kitapta yaşamının son otuz yılını, yüzlerce hektarlık çorak bir alanı tek başına yeniden ağaçlandırmaya adayan ve bunu başaran olağanüstü bir karakterin hikâyesine tanıklık ediyoruz.

Kitap boyunca yazarımız Giono, Elzeard Bouffier adlı bu karakteri o kadar gerçekçi ve sanki bütün bu olaylar ikisinin bir anısıymış gibi anlatmış ki sonsözü ilk okuduğumda Elzeard'ın hayali bir karakter olduğunu öğrenince dumura uğramıştım. Elzeard'ın kitap boyunca yansıttığı alt anlamlar öylesine derin ve aynı zamanda da o kadar yoruma açıktı ki şu an bu yorumda okuyacağınız şeylere ek olarak kitapta daha bambaşka şeyler bulabileceğinizin garantisini verebilirim.

''Kişinin eylemleri bencillikten tamamen arınmışsa, onu eyleme yönlendiren itki eşsiz bi…

İpleri Ele Alma Hikayesi: Mariah Carey

Resim
90'lara damgasını vuran bir sanatçı, sadece r&b müzik olmamakla beraber soul, pop, hip-hop tarzlarında da sayısız eser veren Mariah Carey; yeni albümü Caution ile bizi bir kez daha kendisine hayran bıraktı. Albümün çıkışı ile beraber kendisine ne kadar sevgi duyduğumu bir kez daha hatırladım ve bildiğim bir şey vardı ki o da sıradaki yazımın onun hakkında olacağıydı.


Mariah, neredeyse 30 yılı aşacak olan kariyerinde her zaman şu anda olduğu kadar kontrol sahibi değildi. Kendisinin ilk kocası olan Tommy Mottola, aynı zamanda o dönemki Sony Music CEO'su ve Mariah'nın kariyerinin mimarı. Sonrasında şeytani bir raddeye varan ilişkileri ayrılıkla sonlansa da bi noktada Tommy'nin kesinlikle hakkının yenilemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü çoğu dinleyici bunu kabul etmek istemese de Mariah Carey diye bir ad şu anda var ise bu tamamen Tommy Mottola sayesindedir.


Mariah'nın Tommy ile olan ilişkisi 1988'de Tommy'nin ilk defa Mariah'nın bir demo kasedini dinlemes…

Planlı Olmak Mı? Akışına Bırakmak mı?

Resim
Herkese merhabalar. Özellikle hayatımda zaman yönetimi ve yapmak istediğim şeylere vakit bulamama konusunda çok fazla sıkıntı yaşadığım bu günlerde bir günümü en iyi şekilde değerlendirmek için günlük planlar yapıyorum. Fakat çoğunuz da biliyorsunuzdur ki hayatımızı ne ölçüde planlı yaşayabiliriz ya da her şeyimiz önceden planlı olunca yaşadığımız hayattan nasıl bir tat alabiliriz? İşte bugünkü yazımda da bunları sorgulayacağız.

Öncelikle zaman ve zamanın ne olduğundan bahsetmek istiyorum. Biyolojik zamanı bir kenara koyduğumuzda zaman, insanoğlu tarafından oluşturulan, kendi kendimizin ayağına bağladığımız bir taştan başka bir şey değil benim gözümde. Yaşadığım hayatı göz önünde bulundurarak bir örnek verirsek:

Bazen durup bloguma ne yazacağım hakkında uzunca düşünmem gerekebiliyor. Fakat bunu yaparken normal rutinlerimi kaçırdığımdan kafamdaki fikri henüz inşa bile edemeden bir koşuşturmaya girmek zorunda kalıyorum. Peki, size sorum; bu zaman dayatması doğanın insanlara dayattığı b…

The Truman Show ve Alegorizm

Resim
Herkese uzun bir aradan sonra yeniden merhabalar. Bugünkü yazımda son zamanlarda beni en çok etkileyen film olan The Truman Show'dan bahsetmek istiyorum.
Alegorizm (isim): Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu. Truman Show, Truman adında aslında doğumundan beri hayatı 24 saat canlı televizyon programı olan ama bunun farkında olmadan yaşayan bir karakteri anlatıyor. Anlayacağınız üzere kendi kontrolü altında olduğunu zannettiği hayatı aslında yapımcıların isteğinden ibaret.


Truman'ın yaşadığı dünyada herkes çok mutlu ve her şey çok güzelken bir gün Truman, geçmişte öldüğünü zannettiği babasını yolda görmesiyle zamanla gerçekleri fark etmeye başlıyor. Bu andan itibaren hayatının aslında düşündüğü şey olmadığını fark edişini izliyoruz. Filmi izleyenleriniz bu dediğim kısımları biliyordur.

Şimdi değineceğim nokta ise filmdeki alt mesajlar ve bunlar üzerine küçük eklemelerden oluşuyor. Öncelikle filmin tamamen Platon'un Mağara Alegorisi…